Anasayfa
Tarih
Kültür
KISAS
AKPINAR
Veliyettin Ulusoy
Dertli Divani
Ozan İsyani
Ozan İsyani Yazıları
Geçmiş Zaman Olur ki
Kısas Halk Kültürü
Fotoalbum

 

          BİYOGRAFİ:

 

 Adım Bakır Bozkurt. Nüfustaki klasik doğum kaydıma göre 01.01.1960, gerçek doğum tarihim ise 31.07.1959 Cuma akşamı yani Perşembe gününün akşamı, Akpınar köyünde rahmetli Haydar amcamın dediğine göre kendisi Cem’e gitmiş ben o gece olmuşum.İsmimi Bakır olarak  dedem koymuş. Babamda o sırada Urfa’ya bağlı Suruç ilçesinde Sıtma memuru olarak çalıştığından köyde değilmiş.Daha sonra babam bizide yanına alarak  4 yıl Suruç’ta kaldık. İlkokul 1 ve 2. sınıfı Urfa’da, 3. sınıfıda babam Sıtma memurluğundan PTT ’ye postacı olarak geçiş yaptığı için tayin olarak atandığı Diyarbakır’da  Bağlar semtindeki Devrim İlkokulunda okudum. Bir yıl sonra  tekrar Urfa’ya döndük ilkokul 4. ve 5. sınıflarla, Ortaokul, Ticaret Lisesi  ve  Eğitim Enstitüsünü Urfa’da okudum ve İlkokul Öğretmeni oldum.

 Öğretmen olarak göreve 1979 yılında Kars’a bağlı Arpaçay kazasının Kuyucuk köyünde başladım.Oradan 1983 yılında 4 ay askerlik için Burdur’a gittim. Aynı yıl  geri Kars’a döndüğümde, yeni öğretim yılı başında tayinim Çorum’un, İskilip kazasına bağlı ve  adının bugüne kadar ne anlama geldiğini bilemediğim Köpeç köyüne çıktı orada çalıştım.(Köyün adını Güzelyurt olarak değiştirmek için dilekçe vermiştim ama 2 yıllık görevim süresinde bir cevap alamadım).Daha sonra tayinim Urfa’ya bağlı Suruç ilçesi Yanaloba(Zebeşxar) köyüne  çıktı. 2 yılda orada çalıştım.Ondan sonra Urfa’da kendi köyüm Akpınar’da 2 yıl görev yaptım.Yaklaşık 7 yılda Şanlıurfa merkezinde öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra 1996 yılında öğretmenlik hayatıma son verip siyasi nedenlerden dolayı yurtdışına çıktım. Türkiye’deyken Urfa’da özel radyoların tümünde ve Şanlurfa TV ’de Aşık Berdari’nin (Halil Elveren) hazırladığı programa konuk ozan olarak katıldım. Ayrıca 1990 yılında Dertli Divani, Emrah Mahsuni, Erkan Yoksuli, Aşık Kamil  ile yine Şanlıurfa ve Pazarcık’ta konserlere katıldım.

 Daha önce İlk olarak  1977 yılında Urfa PTTʼsinde geçici işçi olarak çalıştığım zamanlarda Elbistan ve Nurhaklar arasında telefon bağlantısı yapılması için bizi oraya gönderdiler. Yaklaşık 20 gün Elbistanʼla Nurhaklar arasındaki dağlık ve kayalık  yerlere telefon direkleri için 6 arkadaşla beraber çukurlar kazdık, direkleri diktik, telleri bağladık. Bu vesile ile o zaman Nurhaklara ilk telefon bağlantısı için gitmiştim. Daha sonra aradan geçen 14 yıldan sonra bu defada Dertli Divaniyle beraber orada kaybolmaya yüz tutmuş Aleviliğin yeniden canlandırılması için gittik. Divani dede önceleri bir kaç defa Nurhaklara gitmişti. Ama birkaç arkadaşla beraber onun sayesinde Nurhaklara gitmek, bana da  tekrar nasip oldu.

 Dertli Divani dedenin Aleviliğe hizmetini anlatmaya gerçi kelimeler yetmez. Ama onun Nurhakʼlardaki 5-6 mahallede yaptığımız toplantılarda insanları bu Yola sahip çıkmaları ile ilgili ikna etme çabalarını biz gördük (benimle beraber 4-5 arkadaş daha vardı) onun o çabasını görmek ve ondan sonra Onu değerlendirmek lazım. Artık sadece Türkiyeʼde diyemeyeceğim şu an dünyanın heryerinde olan Alevilere Yol hizmeti olarak Dertli Divaniʼden daha fazla hizmeti olan birisi kesinlikle yoktur. Bunun ne anlama geldiğini bilmek için iyice bir düşünmek gerek. Kısaca anlatayım. Avusturalya, Kanada gibi kıtalararası olmak üzere  Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde yani kısaca tüm Avrupaʼda en az 100ʼe yakın yerde Cemʼler yürütmüş, Türkiyeʼnin tüm bölgelerinde nerde bir Alevi birimi yer varsa tümünde yüzlerce Cemʼe katılmış ve yürütmüş bir kişi daha tanıyorsanız söyleyin. Konserlerini hiç söylememe gerek bile yoktur. Benem diyen sanatçılar bile onun yanında solda sıfır kalır. O bu yolun gerçek Önderi ve hizmetkarıdır. Tüm Alevilerin bu değere sahip çıkmaları  gerekir. Çünkü o bu yolun nesli tükenmeye doğru giden insanlarından birisidir. Bunun abartı olmadığını Yolumuzun şu anda etrafını saran tehlikeleri anlayanların bunu  iyi çözümlediklerinde bana hak vereceklerini garanti ederim. Bunu anlamak ve bilmek için gerçek bir insan olmak yeterlidir. Onunla bir Kısasʼlı olarak gurur duyuyorum. Hizmeti kabul olsun. Onun sayesinde Gölbaşına bağlı Savran köyünde katıldığımız bir Cem benim hayatımda gördüğüm ve ençok duygulandığım mükemmel ötesi bir Cemʼdi. Hiç unutamıyorum...

Ayrıca, 12 yıl devamlı Kısas Semah ekibiyle Hacıbektaş Şenliklerine gittim.

Öğretmenliğimin son 4 yılında Eğitim-Sen yönetimlerinde bulunduğum için birde dönemin savaş koşulları  ve  failli meçhulların arttığı ortamı içinde can güvenliğimin kalmadığını bizzat polislerin tehditleriyle ve baskılarıyla gördüğüm için Almanya’ya geldim iltica ettim. 13yıllık ilticadan sonra mecburen Türkiyeʼyi tekrar görmek için Alman vatandaşı oldum. Gurbet artık bizim yeni vatanım oldu.Gurbeti en iyi ancak gurbette yaşayanlar bilir. Bu durumdan memnun olduğum pek söylenemez. Ama bizim gibi gurbete mahküm olanlar bu acıyı çok iyi bilirler. Ama bir gerçeği vurgulamak lazım. Kadınlar erkeklerden vatana daha düşkün. Sanırım bundan dolayı vatana anavatan diyorlar. Eşim vatan hasreti yüzünden kalp hastası oldu. Burada doğan kızım inanılmaz derecede Türkiyeʼyi seviyor. Mehmet Yağuş arkadaşımın(Klay Mehmet) kaset ve CD olarak çıkarttığı ( O güldürüde oynayanları içtenlikle tebrik ediyorum) „Acil Güldürü“ kasetlerini dinleyerek tipik bir Urfalı gibi konuşuyor. Sanki oraları kırk yıldır görmüş ve yaşamış gibi, daha 6 yaşında  Türkçe okuma yazmayı öğrendi. Şimdi de Kürtçe‘ye meraklı yani Anavatana ait ne varsa ona merak duyuyor ve sahipleniyor. 2009 yılında ilk defa Türkiyeʼye  giderek bu hasreti giderdiğimizde oradakiler bile kızımın Türkiyeʼde doğup büyüyenlerden daha oralı davranmasına ve hatta Urfaʼlı ağzında konuşmasına herkes şaşırdı.

1996‘dan beri 1’i kız(Almanya’da doğdu) 3’ü erkek dört çocuğumla halen Almanya’dayım. Med-Tv (daha sonra Medya Tv) programlarına birkaç defa ozan olarak katıldım. Bazı konser ve cem programlarına da zaman zaman katılmaktayım. Çok sosyal yapılıyım. Lise yıllarımda sol görüşümden dolayı her türlü direnişe katılırdım. Türkiye’de daha öğretmenliğimin ilk yıllarında Töb-der üyesi olarak başta Maraş olayları olmak üzere çeşitli  protesto ve boykotlara katıldım ve bazende maaş kesimi gibi cezalarla cezalandırıldım. Daha sonra Şanlıurfa Eğitim-sen yönetimlerinde yer aldım, ve çeşitli yürüyüşlere ve yine boykotlara katıldım. Almanyaʼda da  yine dernek yönetim organlarında görev almaktayım. Yani direnişe devam ediyorum. Çünkü sosyal insan olmak bunu gerektiriyor. Düşündüğümün yada savunduğumun pratiğini de hep yaşadım.

Okumaya çok merakım var. İlkokul üçüncü sınıftan itibaren gazetelerin kuponla  dağıttığı kitapları alarak başladığım ve  öğretmenlik hayatım boyuncada devam eden, kitap alma alışkanlığımdan 200 kitaplık nerdeyse  kendime bir küçük kütüphane oluşturdum.Ama ne yazık ki kitaplarım önce 12 Eylül’ün (12 Eylül 1980 darbesinin)gazabına uğradı. Kitapların yasaklandığı bir ülkede yaşadığımız için özellikle yasaklanmış olanlardan 100’e yakınını Yağ tenekelerine koyup naylon torbada olduğu halde tarlaya gömmüştüm, maalesef iki yıl tarlada kalan kitaplarımın hepsi çürümüş sadece bir kaç tanesi sağlam kalmıştı. Geri kalanlarıda şu an Almanya’da olduğum için bir türlü  göremiyorum, ne haldeler! Şimdilik ancak 10 tanesini yanıma getirip onlarıda burdaki kitaplarımın yanına iltica ettirdim. Hangi tür kitaplar okuyorum derseniz; Kitaplığımda tarih, coğrafya, bilim ve teknik ansiklopedilerinden tutunda, dini,felsefi, her türlü araştırma konularında(Yani yaşamın tümünü ilgilendiren konularda) ve Aziz Nesin’den, Uğur Mumcu’ya kadar, bir çok demokrat yazarın kitaplarını, çeşitli romanlarını, ayrıca  Aşık ve ozanların hayatlarıyla ilgili kitapları sayabilirim. Kitap alma alışkanlığımdan dolayı maddi külfet oluyor diye düşündükleri için, önceleri annem, daha sonrada eşimden az tepki almadım. Halen okumaya devam ediyorum. Tabi kitapta alıyorum. Çünkü  gece taksicilik yaptığım zamanlarda okumaya da bol vaktim oluyordu. Ayrıca tarih, din,(islamiyet ve alevilik) ve politika konularında araştırmalar yapıyorum. Bunları şimdilik internet sayfasında yayınlıyorum. Kısas köyüyle ilgili olarak ilk defa 2005 yılında bir internet sayfası açtım. Herşeyini kendim hazırlıyorum. adı: http://www.kisaslilar.com/

Ozanlık durumuma gelince sazı önce 15 yaşında kendi kendime öğrendim. Ama esas saz  öğretmenim Neşet Ertaş saz stiliyle çok güzel saz çalan ve ağırbaşlılığına saygı duyduğum  Kısas köyünden tanıdığımız Fevzi Demircan oldu. Bana saz öğretmek için az derdimi çekmedi ona burdan mihnet duygularımla teşekkür ediyorum.

İlk şiirimi 18 yaşında 1977‘de 2.MC (Milliyetçi cephe) hükümeti tüm vahşetiyle iktidarda olduğu için ona tepki olarak yazdığım „Faşist Köpekler „ adlı şiirdir. Özellikle bozuk düzene karşı yergiler, İnsanlığa nasihatler, önemli olaylar ve Alevilikle ilgili deyişler şiirlerimin başlıca konusudur. 7, 8,11 ve 14’lü hece ölçülerini kullanıyorum. Genellikle cemlerde büyüdüğümüz için(7 yaşımdan beri)  hece ölçülerimiz de doğal olarak  geleneksel cem deyişlerinin  hece ölçülerinden etkileniyorum. Kısa cümlelerle çok dörtlüklü bazen 15-16 dörtlüklü destansı şiirlerimde vardır. Köydeki insanlarımızı anlatan veya askerlikle ilgili anılarım ve öğretmenlerin tarihinde Türkiye’yede İlk büyük ve toplu sendikal yürüyüşler olan ve Kızılay’da öğretmenlerin polis tarafından dövülmesiylede tüm kamuoyunun bildiği Eğitim-Sen direnişlerini anlatan yine 15- 16 dörtlüklü şiirlerim bunlara örnek olarak  sayılır.

 Eserlerimin makam ve  müziklerinde özgün müzik tarzı daha çok etkilidir.

 En çok etkilendiğim ozanlar eskilerden Nesimi, Pir Sultan, Dertli, Sadık, Sıtkı, Harabi ve Ömer Hayyam, günümüzde ise Hüdayi, Emekçi, Dertli Divani , Şivan ve Ozan Cömert’tir. İsyani mahlasını haksızlığa karşı olduğum ve özellikle sistemin haksızlık ve düzensizliklerine karşı durduğum için kullanıyorum. Galiba biraz asi ruhluyum ama zarar veren cinsten değil…

 

 

 BARIŞA ÇAĞRI TÜRKÜLER SÖYLEYİN


İçinde ateşli aşklar yaşanan

Barışa çağrı türküler söyleyin

Sevginin en doruğuna uzanan

Barışa çağrı türküler söyleyin

 

İçinizden atın kavgayı kini

İncitmeyin insanların kalbini

Dostluklara doğru uzat elini

Barışa çağrı türküler söyleyin

 

Türkü söyleyin özgürlüğe doğru

Kavgasız dünyayı kurmaya çağrı

Savaşla barışın yolları eğri

Barışa çağrı türküler söyleyin

 

İSYANİ derki son verin  savaşa

Dünya bürünmesin kana ateşe

İnsanca yaşama gel koşa koşa

Barışa çağrı türküler söyleyin

 

SEVGİ

 

İçimizde bir sıcaklık

Meydana getirir sevgi

Arada koymaz uzaklık

Menzile yetirir sevgi

 

Denizde meltemdir eser

Azgın dalgaları keser

Karşılık görmezse küser

Dert eder yatırır sevgi

 

Dilde ateş olur yakar

Gözde şimşek gibi çakar

Boynuna bir kement takar

Ölüme gütürür sevgi

 

Sevgi kutsal bir ibadet

Onsuz olamaz saadet

Gönülde yeri bir adet

Taht kurur oturur sevgi

 

İSYANİ vurur sazına

Sevgi girer her sözüne

Girme aşkın denizine                                         

Gark eder batırır sevgi

 

BOZATLI HIZIR

 

Umutsuzların umudu

Yetiş ya Bozatlı Hızır

Gaip erenlerin adı

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

Bereketi veren sensin

Ağları güldüren sensin

Menzile erdiren sensin

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

Yolcuya yolunu açan

Dertlilere derman saçan

Günahtan kusurdan geçen

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

Açları doyurucusun

Kavgayı ayırıcısın

Haklıyı kayırıcısın

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

Haksın ve hakkın varlığı

Aydınlat bu karanlığı

Zalime göster darlığı

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

İSYANİ gönül katında

Hem derviş hem pir zatında

Hem zahirde hem batında

Yetiş ya Bozatlı Hızır

 

SİLAHLARA KARŞIYIZ

 

İnsanları öldüren ,

Silahlara karşıyız.

Çiçekleri solduran,

Silahlara karşıyız.

 

Işıkları karartan,

Suratları sarartan,

Yok edildikçe artan,

Silahlara karşıyız.

 

Menzili çok gidici,

Canlıyı yok edici,

Havayı kirletici,

Silahlara karşıyız.

 

Kimyasal, nükleer mi ?

Tank, top, bomba, lazer mi ?

Kazanç için, değermi ?

Silahlara karşıyız.

 

İSYANİ çözüm; Birlik,

Silahsız olsun dirlik.

İnsan konuşan varlık.

Silahlara karşıyız...

 

 

HERŞEY SENDE

 

Kader sizin elinizde,

İleriyi görürseniz..

Bozukluk hep içinizde,

Kendinizi bilirseniz..

 

Seçersin  kötü, iyiyi..

Bilirsin ölü,diriyi,

Atarsın senlik, benliği,

Muhabbete girirseniz.

 

Tanrı sende, alem sende,

Huri,gılman, melek sende,

Herşeye hakimyet sende,

Marifetli olursanız..

 

Zaman bozuldu! demeyin,

Sakın kul hakkı yemeyin,

Boşa yalan söylemeyin,

Gerçekleri görürseniz..

 

İsteyiniz birlik, barış,

Mutluluğa doğru varış,

Bilim için olsun yarış,

İSYANİ’yi dinlerseniz..

 

BİR DÜNYA İSTİYORUZ

 

Kavganın olmadığı,

Bir dünya istiyoruz.

Zalimin kalmadığı,

Bir dünya istiyoruz.

 

Savaşlar yapılmayan,

Bombalar atılmayan,

İnsanlar satılmayan,

Bir dünya istiyoruz.

 

Etmeyin çocuk,gence,

Baskı zülum işkence

Özgürlüğü derince,

Bir dünya istiyoruz.

 

Sevgi ve mutluluk çok,

Irk dil,din ayrımı yok,

İnsanların karnı tok,

Bir dünya istiyoruz.

 

Cehaletin düştüğü

Herkesin konuştuğu,

İSYANİ’nin coştuğu ,

Bir dünya istiyoruz.

 

TOPRAĞIN ÖZLEMİ

 

Toplandı bulutlar attılar nara!

Yağmur damlaları düşecek sanki..

Çatlayan toprak, sarılmayan yara,

Dertlerine ilaç gelecek sanki..

 

Yine güneş yaktı,toprağım susuz,

Kuruyup gidiyor, bitkiler sessiz,

Akmıyor dereler! ağlamak yersiz,

Gözyaşı sel olup coşacak sanki..

 

Yağmur duasını, alsak dillere,

Çömçe-gelin yapsak, kızgın çöllere,

Kimler dur diyecek, azgın sellere,

Sorunlara çare olacak sanki..

 

Barajlar açılsa; ova sulanır,

Küskün toprak; suyu görse bulanır,

Kana kana içip; doysa hoşlanır,

İSYANİ der; halkım gülecek sanki!.

 

HASRET

 

Özlemi beni yakar,

Görülesi ellerin,

Dağları bulut ve kar,

Açılası yolların..

 

Bülbülü ağıt yakar,

Çiçeği mahsun bakar,

Dikeninden kan akar,

Kokulası güllerin..

 

Kırları dönmüş çöle,

Toprağı hasret sele,

Etmiyor mihnet yele,

Savrulası küllerin..

 

Sevdiğini ararmış,

Duyguları kararmış,

Beti benzi sararmış,

Bozulası hallerin..

 

İSYANİ durmaz katar,

Birgün bu hasret biter,

Gönlümden gamı atar,

Çalınası tellerin..   

                                                                            

 


Kısas ve Akpınar'lıların sitesidir  |  E-Mail: kirnis45@hotmail.com