Anasayfa
Tarih
Kültür
KISAS
AKPINAR
Veliyettin Ulusoy
Dertli Divani
Ozan İsyani
Ozan İsyani Yazıları
Geçmiş Zaman Olur ki
Kısas Halk Kültürü
Fotoalbum

 

KISAS VE AKPINAR'DA KÜLTÜREL YAŞAM          

Kısas ve Akpınar’daki Gelenek ve Görenekler, Halk dili, Atasözleri, Hikayeler(Menkibeler), Dualar ve  Yaşam ile ilgili yazılar hazırlanıp tamamlandıkça buraya eklenecektir.

1. ATASÖZLERİ

-         Aynar(anlar) aynamazın(anlamazın) eşşeğidir.

-         Acıyan eşek, attan yügürük olur.

-         Akıl baştadır yaşta değil.

-         Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

-         Arsız neden arlanır, çulda giyse sallanır.

-         Bızın (Keçi) nemi yeke, kaşığey çörten meke.

-         Bire(pire) nola, biziği nola, dana nola, kazığı nola.

-         Dağ dağa kavuşmaz ama insan insana kavuşur.

-         Delinin değirmeni yeldendir.

-         Deliye her gün bayram, akıllıya bir gün.

-         Dost yüzünden, düşman gözünden bellidir.

-         Eşeği çamura düşenin sahibinden kuvvetlisi olmaz.

-         Eşek zahvarandan(safran otu) ne aynar(anlar).

-         Gezen tilki, yatan aslandan iyidir.

-         Gök gürlemese kul Allah Allah demez.

-         Güzel güzeldir abada geyse, çirkin çirkindir libada giyse.

-         Elhel heliyi, elhed hediyi.

-         Her havlayana taş atsan, yerde taş kalmaz.

-         Hiç ölmeyecek kimin(gibi) çalış, yarın ölecekmiş kimin(gibi) ibadet et.

-         Huylu huyunu terk etse; ya ar olur, ya ibret.

-         İşleyen eşeğin çulu yırtılır.

-         İtirme para, düşersen dara.

-         Kamil kamildir yedi yaşında; cahil cahildir yetmiş yaşında.

-         Karga besle gözi(gözünü) oya.

-         Karınca, kaderince.

-         Kaynayan kazan kapağı tutmaz.

-         Kimse bilmez kim kazanır kim yiyer.

-         Körpe kuzu közdeken bellidir.

-         Kuştan korkan darı ekmez, ektiyse de hayrını görmez.

-         Mal canın yongasıdır.

-         Öğünme çörtük, senide gördük.

-         Ölümü görmeyen, bayılmaya razı olmaz.

-         Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.

-         Ürümesini bilmez it, sürüsüne getirir kurt.

-         Yahşi yiğit yareninden belli olur.

-         Yetimi keyiren(kayırmak) çok olur, köneği giydiren yok olur.

-         Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düzlükte yolunu şaşırır.

2. BİLMECELER

-         Allah yapar yapısını pıçağ açar kapusunu. (Karpuz)

-         Arşın ayaklı(Tavşan),  burma bıyıklı. ( Tilki)

-         Babası büklüm koca, annesi vay vay hatın, oğlu alem delisi, kızı dünya güzeli. (Bağ)

-         Bırnı bırnıyaz karnı kırnıyaz, ahtetmiş yayan yerimez. (İbrik)

-         Bir kuşum var, kahverengi ,çardakta çalar çengi,okusun, derdinden ne diyelim ne dengi. (Ev saati)

-         Dağda taklar(Tüfek), suda çırpar(Balık) .

-         Dağdan gelir dağ gibi, kolları budak gibi, eğilir su içmeye, bağırır oğlak gibi. (Gök gürmesi)

-         Dört lap bir kurp, eyiri hıttı demir top. (Deve)

-         Ektim nohut, bitti söğüt yaprağı dut, kendisi armut. (Pamuk)

-         Fingil fit, bunu bilmiyen it. (Tesi)

-         Karnı tok gölgesi yok. (Tahıl kuyusu)

Kat katıdır, kat katı, budur hakkın hikmeti, yapıcılar yapamaz, dökmeciler dökemez.     (Soğan)

-         Köpük kusan taş gördüm (Sabun), gider gelmez kuş gördüm (Duman)

-         Küçük katır yük götürür. (Haphap)

-         Küçük mezer düniy gezer. (Postal, Ayakkabı)

-         Yatar kalkmaz taş gördüm(Ocak Taşı), tuzsuz pişen aş gördüm( Süt )

-         Yer altında demir zike. (Havuç)

3. HAYIR DUALARI

-         Allah, biriziyi(Birinizi)  bing(Bin) ede.

-         Allah, işiyi gücüyü rast getire.

-         Allah mırazıyı vere.

-         Allah’ın  nefesi, duası üstide ola.

-         Allah muradımızı ihsan eylesın.

-         Zalimin zulmünden, muhannetin şerrinden, belasından emin eyleyesen. Bizim elimizin, dilimizin, belimizin hers(hırs) ve nefsimizin ve cümle azamızın şerri belesinden emin eyleyesen Yarabbi.Biz ettik sen etme Yarabbi.  Bizim geçilmez günahlarımızdan geçesen, bin günahlarımızı bir gerçeğe bağışlayasan. Kusur ve günahlarımızı affı mağrifet kılasan, elimizin karasını, yüzümüze vurmayasan. Biz mücrim kullar kapıya geldik, bizi na umut eylemiyesen yargılamış olasan Yarabbi.Eksiklerimizi tamama kaydedesen Yarabbi.(Buradaki duanın aynısı veya benzeri Cem’lerdede söylenmektedir.)  

-         Sağ salamat gidip gelesen.

4. BEDDUALAR

-         Allah belleyi vere.

-         Allah sillesine çarpılasan.

-         Gidişi ola, dönüşi olmaya.

-         Karêre(Kara yere) cehenneme gidesen.

-         Ölmiyesen, elaleme örnek olasan.

-         Sağ gide, ölü gelesen.

-         Seni bir solukluk dert tuta.

-         Yaşıy yerlerde sayıla.

-         Yere batasan.

-         Yılan, akrap doğasan.

-      Küttük( kütük) olasan

Kaynak kişiler:

Adı ve Soyadı: Veli Erenler(Aşık Veli)

Doğum Yeri: Ş. Urfa / Kısas köyü

Doğum Tarihi: 1 Şubat 1926

Mesleği: Çiftçi

Öğrenimi: İlkokul üçüncü sınıf

Adı ve Soyadı: İsmail Atay(Çoppur İsmail)

Doğum Yeri: Ş. Urfa / Kısas köyü

Doğum Tarihi: 1900

Mesleği: Çiftçi

Öğrenimi : Okur - yazar değil ancak Kur'an okuyor ve eski yazı biliyor.

Bu araştırma ve derleme Akpınar Köyünden 1979 yılında Maliye Okulunda okuyan Hakkı Erenler tarafından Ev ödevi olarak hazırlanarak yukardaki kaynak kişilerden görüşülerek yapılmıştır. Bazı yerler tarafımdan yapılan eklemelerle düzeltilmiştir.

 

            KISAS KONUŞMA AĞZI (DİLİ)

 

Dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yada anlatmaya yarayan bir ifade ve anlatım aracıdır. İnsanlar ve hayvanlar bir takım sesler ve işaretlerle düşünce, duygu ve güdülerini anlatmaktadırlar. Bunlar birer (dil)dir.

            İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden özellikle annesinden  öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dile de Ana dili denir.

            Dil, sadece iletişim kurmakla kalmaz, aynı zamanda bu iletişim sonucu doğan kültür unsurlarının da nesilden nesle aktarılmasını sağlar.

            Dil, ulusal birliği kuran en önemli öğedir. Dil, milletin kültürünü ve tarihini gelecek nesillere aktararak tarih bilinci oluşturur. Dil sayesinde toplumu derinden etkileyen acı olaylar kalıcılaştırılır. Milletin özellikleri dil kullanılarak yeni nesillere öğretilir. Sanat (özellikle edebiyat) eserleri dille oluşturulur ve milletin estetik anlayışını ortaya kor. Dil kendi canlılığı ve sosyal oluşu ile milleti de canlı ve bir arada tutar.

Ama ne yazık ki; Faşist ve diktatörlük rejimleriyle yönetilen ülkelerde; özellikle azınlık olan  bir halkı yada ulusu veya bir inancı, yok etmek için fiziki olarak yapılan katliamların yanında bir diğer yok etme yöntemlerinden biriside beyaz katliamdır Birinde insanların kanları akıtılarak yok edilirler, diğerinde ise kültürünün oluşmasını engellemek için, önce dilleri yasaklanır. Sonra yönetimin kendi tarihçilerine veya dilcilerine, yada paralı tarihçi ve dilcilere, bu dilin kendi dillerine ait bir şive yada ağız olduğu yalanla ispat ettirilmeye çalışılır. Daha sonra azınlık olan halkın dilindeki herşeyin adı, diktatörlüğün yada faşist yönetimin hakim olan zihniyetinide yansıtacak şekilde çevrilirek, değiştirilir.

Mesela: Türkiye’de güneş dil teorisi denilen şeyle yapılanda; işte budur. Binlerce köy adları, İlçe ve il adları, hatta bölge adları, yayla, dağ, ova va bazı çografik yerlerin adları, insanlara tamamiyle milliyetçi (aslında faşist) zihniyeti sahiplendirmek isteyen soyadları gibi bir çok şeyler bu Güneş dil teorisinden sonra uygulamaya konuldu. Bu teoriyle başta Kürtçe olmak üzere , Lazca, Çerkezce vb. bir çok halk dili, ya inkar edilmiş, yada yok sayılması için bunlarla ilgili yığınlarca belge ve yazılı kayıtlar yok edilmiştir. Yasaklanmıştır. Oysa Türkçe’nin yazım dili olması bile ancak Cumhuriyetten sonra olduğu halde sanki bin yıldır kullanılıyormuş gibi anlatılır. Bazende yasaklanan yada inkar edilen dillerin bir çoğu Türkçenin içinden çıkmış bir lehçe yada ağzı olduğu yalanıyla ancak sahiplenilmeye calışılmıştır.

 Burada şu belirtilmektedir: Hiçbir dil buna Türkçe de dahil, inkar edilmesin, kültür değerleri yok edilmesin. Evrende yaşayan tüm canlı varlıkların kendini ifade edebildikleri tek şeyi sesleridir. İnsanoğlu; bunu konuştuğu dille, çok ileri bir aşamaya getirmiş, ve düşüncesiyle yarattığı ve hükmettiği bazı cansızlara da birer dil uydurarak onları tüm insanların hizmetine yarayışlı hale getirmiştir. İnsanoğlunun, bu insanlığa hizmeti yukarıda da belirttiğimiz gibi ne yazık ki Faşist ve Irkçı yönetimli  anlayışlarla insanlığın yüzkarallığı haline getirilmiştir. İnsanları hayvanlardan ve bitkilerden ayıran tek şey düşüncesi ve bu düşüncesinin ifadesi olan konuştuğu dilidir. Bu dili ve herşeyden önemlisi olan düşüncesini yasaklamak insanlığın en büyük ayıbıdır. İnsanlık dışıdır.

Dilin yasaklanması özellikle inançlarda da çok etkilidir. Azınlık olan inancın önce adı değiştirilir. Sonrada o inancın değerleri mevcut yönetimin inancına ait olduğu yalanları uydurulur. Buna da en iyi örnek yine Türkiye’deki Alevilik inancını verebiliriz. Bugün Alevilik inancıyla birlikte ne yazık ki ! Anadolu’daki onlarca inanca mensup olanlar, ya sürgünlere mecbur kılınıp yok sayılmışlar; (tıpkı Yezidilik-Êzidilik gibi) Yada Hiristiyan veya Yahudiler gibi  müslümanlaşarak  kendilerini gizlemek zorunda bırakmışlardır. Bundan dolayı dilin önemini  çok iyi anlamamız lazımdır. Bu gün ülkemizi yönetenlerin dil olarak başta Kürtçe olmak üzere hiçbir dile; İnanç olarakta başta Alevilik olmak üzere hiçbir inanca yasak getirmemesi ve yasal olan engellerinde biran önce kaldırması gerekir. Bunun aksini ancak ve yalnız faşist,gerici ve ırkçı olanlar savunur.. Hacı Bektaş Velı’nin 72 millete bir nazarla bak dediğide  budur.

Kısas’ta konuşulan dil, Urfa konuşma diline çok benzemektedir. Gerek Urfa dili ağzı, gerekse Kısas ağzı Azeri diline yakındır. Kısas’ın da kendine özgü bir ağızı vardır. Bu ağız yüzlerce yıllık bir geçmişin oluşumudur.

 Urfa veya Kısas ağzının oluşmasında en önemli  rolü, hakim dil Türkçe’nin bölgedeki diller Arapça ve Kürtçe ile olan  dil kardeşliğinin dialoğu oynamıştır. Eğer diller arasındaki bu kardeşlik dialoğunu yaşamsal ilişkilerimizede yansıtmış olsaydık; bugün acısını çektiğimiz savaşlar da olmazdı.

Kısas’ta konuşulan dildeki kelimelerin söylenişi tümüyle Urfa ağzındaki gibidir. Türkçede 29 harf , Arapça’da 28, Kürtçe’de ise 31 harf bulunmaktadır. Bundan dolayı Arapça ve Kürtçe’de olan, ama Türkçede olmayan bazı harf sesleri, Kısas ve Urfa’da konuşulan Türkçe kelimelerin söylenişini de değiştirmiştir. Bu gün Türkçe diye bilinen yüzlerce kelimenin aslı, zaten  Arapça ve Kürtçe olduğu için yazım kuralları da, bu dillerde yazılmıştır. Bundan dolayı buradaki sözlükte; Kısas’ta konuşulan kelimelerin yazılışında Türkçe kullanılmamıştır. Çünkü bazı sesler yoktur.

Mesela:Êşkere kelimesindeki Ê harfi E olarak yazılsaydı. Kısas ağzındaki gibi söylenmezdi. O zaman Eşkere olurdu.Bundan dolayı burada -e- yerine Kürtçe’deki ê sesi kulanılmıştır. Burdaki ê üzerine bastırılarak söylenir. Sanki -ey denilir, gibi.

Yada h sesi üç farklı şekilde ağızdan çıkar;

Yani gırtlağa hırıltı verilerek bu yapılır.

Aynı h sesi biraz daha yumuşatılarak da söylenir.

Yada aynı h sesi boğaza biraz kalınca hırıltı verilerek çıkarılır.

Türkçe’de Ünlü seslerden meydana gelen bir uyum vardır. Yani bir kelimedeki ünlü sesler kalın sesli harfle  başlar, kalın sesli harfle biter. Yada ince sesli harfle başlar; ince sesli harfle biter. Buna ünlü uyumu denir. Eğer yabancı  bir kelimeyse çoğunlukla Ünlü uyumuna uymaz.

Ünlü uyumu dediğimiz şey de kelimenin ilk sesli harfi inceyse, hepisi ince sesli harften olur. Eğer  kalın sesli harften başlamış ise diğerleride kalın olur.

Örnek olarak; gözlük kelimesindeki ö ve ü sesi ikiside incedir. Bıçak kelimesindeki  a ve ı sesleri de kalın seslilerdir. Görüldüğü bu kelimeler Türkçe oldukları için ünlü uyumuna da uyuyor. Genellike Türkçeye giren yabancı dildeki kelimelerin çoğu ünlü uyumuna uymaz.

Kısas ağzındaki fiillerin söyleniş biçimi ise tamamiyle Kısas’a özgüdür.

Mesela:  Normal Türkçe’de: Haydi eve gidelim cümlesini; konuşma ağzı olarak Türkçe kelimeleri kullanarak , Urfa’ ve Kısas ağzıyla yazmak istersek tam yazamayız. Çünkü yukarıda da dediğimiz gibi bazı sesler Türkçe’de yoktur..Ama Arapça ve Kürtçe’de bunlar vardır . Biz burada Arap alfebesini bilmeyenler okuyup anlayamaz diye Arapçada yazamayız Ama Kürtçe yazabiliriz. Çünkü Kürtçe’de de, bugün Türkçe’deki gibi Latin alfabesi kullanılıyor. Türkçedeki 29 harfe ek  olarak x-q-w sesleride vardır. buradaki x harfi ses olarak hırıltılı kalın h harfidir.q sesi kalın ka harfinin sesidir. w sesi de  yumuşak v sesidir. Zaten gerek Urfa’da gerekse Kısas’ta ki ağızı Türkçe alfebeye uydurarak söylersek tam olarak Kısas ağzından konuşmamış oluruz. Kürtçe, Latin alfebesiyle yazıldığından dolayı herkes kolaylıkla Urfa ağzı ve Kısas ağzını yazılı olarakta okuyabilir.

Türkçe’de yukarda da yazılan Haydi eve gidelim cümlesini;

Urfa’da: Hadey eve gidax. yada Hadey eve gidağın.  biçiminde denilirken.

Kısas ağzında bu cümleler: Hadey eve gidek. yada Hadey eve gidegin. biçimindedir

Kısas’ta birde nedenini tam olarak bilemediğimiz bir şekilde başka hiçbir yörede olmayan bir biçimde sessiz harflerle başlayan bazı kelimelerin ilk heceleri üzerine bazen bastırılarak söylenir. Bu konuşma tarzına Urfa yada başka ağızlarda rastlanmaz.

Mesela: resim kelimesini söylerken resim biçiminde yani ilk hece olan re-  biraz bastırılarak,  -sim ise normal olarak söylenir. Yada; qelem (kalem) denilirken qe-hecesi biraz bastırılarak, -lem hecesi ise normal söylenir.

Halil Atılgan ve Aşık Sefayi’nin hazırladıkları Harran’da bir Türkmen köyü Kısas adlı kitaptaki Kısas Ağzında kullandığımız  kelimelerden oluşan sözlük bölümüne ek olarak  sözlükte olmayan ama benim eklediğim kelimeleride koyarak; Türkçe olarak okunup anlaşılması için ; Kürtçe yazı dilinde kullanılan Latin alfebesini kullandım. Çünkü bu sesler Arapça’daki harflerin de sesleridir.

Örneğin: yürüyelim kelimesini Urfa yada Kısas ağzında söylemek istesek kolaylıkla söyleyebiliriz. Ama yazmak istesek; gidah desek h sesi yumuşak olduğu için yazılmaz.. Arapça’daki seste Latin harfi olmadığı için olmaz ama bunun Kürtçe’deki tam karşılığı x (kalın h sesi) sesidir. O zaman kelime gidax olarak yazılır.

Buradan ayrıca Halil Atılgan ve Aşık Sefayi’ye teşekkür ediyorum. Kısas kültür değerlerini kalıcı hale getirip, gelecek nesillerin unutmamalarını sağladıkları için. Emekleri çok değerlidir.

 

Ozan isyani

 

                                                              SÖZLÜK

 

A    

Acıca : Genellikle İlkbaharda harman yerlerinde,  yetişen ve yemeği yapılan acımtırak bir ot

Adu :Şirret,kötü,bayağı

Afara:Tahılların elendikten sonra kalbur altında kalan kısmı.

Axırı :Eninde, sonunda.

Ağabanı: Sarı ya da açık renklerden oluşan üzeri

işlemeli bele sarılan bel sarığıdır.

Ağbatı:Darısı

Ail :Haksız, yanlış yapan.

Alma: Elma

Alatamı aldı: Çok korkmak anlamında. 

Alatam alındı:Fırsat vermemek 

Alozbaloz :Karmakarışık olmak.

Aparmax:Götürmek

Araxçın: Takke, külah

Arısili:Tertemiz

Arıca:Hijyenik,temiz

Arka çıkmak:Korumak

Arvana:Dişi deve

Aşar: Pekmez ve undan yapılan helva. Bu helva küplerin içine sürülür

Azdırmak: Özgür bırakmak

Azap:Hizmetçi

B

Bahr:Deniz

Bahtılı başına:Ne mutlu ona ki

Balcan: Patlıcan

Barbat: Berbat, kötü durumda

Bartıl:Rüşvet

Battal:Boş, işsiz

Battıl battıl: Vah vah anlamında bir yakınma sözü

Bayax: Az önce

Bayaz: Beyaz

Bebaxt: Bahtsız, inkarcı

Beçara:Çaresiz, zararsız ve iyi niyetli

Bed: Sert, kötü bakışlı

Behed:Anlamsız ve olumsuz konuşma

Behkem: Kuvvetli sağlam

Behs :Kıyaslamak

Belê: Helal olsun anlamında bir evet sözü.

Bel vermek:Kollamak ve korumak

Belleğe:Bataklık çamuru

Bêmıraz:Muradına ermeyen

Bendek:Özellikle saman taşımada kullanılan büyük iri çuval

Beng: Ben

Bêri:Davarın sütünü sağmaya gitmek

Berduş:Serbest, işsiz, güçsüz

Berk:Sağlam

Berxudar:Tanrı senden razı olsun anlamında

Bes:Yalnız

Bêteref:Tarafsız

Bexdenız:Maydanoz

Bıldır:Geçen sene

Bıxeri:Evlerdeki ocakların bacası

Bimbar:Bağırsağın yemek yapılan bir bölümü.

Bühtan:İftira

Bürüklenmek: Yüzünü örtmek

C

Cağ:Demirden, hasırdan veya tahtadan yapılan bir çeşit engel yada kapı

Cahal: Genç, olgunlaşmamış

Camadana:Özellikle erkeklerin başına sardıkları bir  örtü

Can:Alevilikte yol arkadaşı

Canan:Sevgili

Cankeş:Baygın, koma durumu

Car atmak:Konuşmak için laf atmak

Carcar:Burgul makinası

Carcur:Şarjör

Cavlak:Delikanlı genç

Cebbe: Gümüş kordon

Ceftlen:Zıkkım ye ! anlamında bir söz.

Cehd:İstekli olmak,

Cemel: Duvar

Ceng:Kavga savaş

Cenger:Bakır kapların paslanması

Cevrik:Ufacık küçücük

Cewahir:Mücevher değerinde

Cılk:Bozulmuş,çürümüş

Cip:Birde veya bunun üstüne yada üstüne üstlük manalarında kullanılan bir kelime

Cindirlenmek:Sinirlenmek

Civelek:Oynak genç kız

Ciwan:Genç

Ciwar:Dolayları

Cömerd:Eli açık

Cumalik:Cem

Curun:Taştan yapılmış oyuk

Cüda:Ayrı, uzak

Cülhe:Dokumacı

Cücik:Civciv

Ç

Çat:Orta.

Çekçek:Üzümden ve Undan yapılan bir tatlı

Çenge:Çene

Çepel:Solak

Çepik:Alkış

Çerçi:Köy köy yada mahalle mahalle dolaşarak eşya satan kimse

Çındır:Etlerin sinir kısmı

Çırmiq:Buruşmuş

Çiftelli:Uğursuz.

Çillek:Açgözlü

Çimmek: Yıkanmak

Çing: Omuz

Çırpı:Asma ağacının kurumuş dalları

Çit:Pamuklu kumaş

Çörten: Yağmur oluğu

Çörtük: Ekmeği sulu yemeklerde kaşık gibi kullanmak.

Çor: Nezle veya grip olmak.

Çömçe:Büyük derin kaşık

Çul:Elde dokunan kilim

Çüç:Oturmak

Çüt:Çift

Çüte gitmek:Tarla sürmeye gitmek

D

Dahil düşmek:Sığınmak

Dandıra:Bağlama

Danıska:Daha büyük

Dengil-düzen:Herşeyin düzenli olması

Debdebe:Eğlence, şenlik

Deh düşmek:Dikkat etmek, fark etmek

Dek:Kandırmak, kalleşlikle oyuna getirmek

Deleme: Topaç

Dellek: Tellak

Dellal:Tellal

Dellodaş: Beştaş da denilen küçük kareli taşlardan oynanan bir oyun.

Dem: Zaman

Derbeder:Çok yorulmuş ve sıkıntıya girmiş

Destur:İzin

Devirlenesen: Bir çeşit beddua.Yıkılasın yada devrilesin anlamında.

Dıkka:Güneş yanığı izi yada nokta

Dıbbıx: Şıralı yada tatlı şeylerin yapışkan hale gelmesi durumu

Dibara:Gizli iş çevirme, oyun.

Dora:Sıra

Döğün:Yüze veya vücudun herhangi bir yerine yapılan bir çesit dövme.

E

Ebara:İri gözlü elek

Ede:Kardeş, büyük abi

Edo:Abi

Ekkeze:Baston

Elleğem: Galiba,sanırsam

Ellege: Yünden dokulmuş ve içine bazı eşyalar konulabilen, duvara asılan bir çeşit heybe.

Eriş:Asma ağacı

Erişmek:Şaka yapmak

Erki geçmek:Nazı geçmek

Err: Hayret etme

Esseh: Ciddi, sahi, gerçek

Êşkere:Gözönünde apaçık

Evsmek:Tozunu veya ufağını almak

Evlek:Dönümün dörttebiri

F

Fagır:Uğursuz

Faraza:Farz edelimki

Faş(farş):Elaleme rezil olmak manasında

Fattıs:Boğucu

Feel:Tarla işçisi

Fehm:Anlama

Felhen:Sürülmüş tarla

Fersiz:Güçsüz kuvvetsiz

Fereh:Açık

Fermene:Bir çeşit ceket

Filankes:Başkası

Firenk:Domates

Firenk köyneği:Erkek gömleği

Fırez:Biçilmiş tarla

Firik: Başaktayken yakılan buğdaydan elde edilen bulgur

Fistan:Giyecek

Fişeng:Fişek

Fit:Ödeşmek

G

Geh:Bazen

Gem:Döven

Gemar:Kirli

Gene:Yine veya Kene

Geremeç:Kapı eşiği

Gevre:Beyaz

Gevher:Cevher

Gız:Isırma

Gıjik: Dağınık ve dolaşmış saç

Göbelek:Mantar

Gögermek:Morarmak

Göllük: Göl

Gözgöz:Değişik kumaş parçalarından yapılan 5-6 göz cebi olan içine ufak eşyalar konan bir eşya

Gurmuyya:Uğursuz

Guman:Beklenti

Gumrah:Olgunlaşmış gür

Gurri:Kel

Gürgür: Gök gürültüsü

Güzgü: Ayna

 

H (Yumuşak h harfi ve gırtlaktan çıkan h harfi)

Ha:Ne

Hacet:Araç

Hallahop:Kargaşa veya kalabalık

Hamaylı:Büyük muska

Hasıd: Kıskanç

Havıl:Becermek

Havuş:Bahçe

Hayıf:Öç

Hazetmek:Sevmek

He:Evet

Hêç:Hiç

Heftreng:Çok renkli

Henek:Şaka

Herkene:Biriyle şakalaşmak veya eğlenmek  

Hêrs:Hırs

Heyat:Evin avlusu

Hezzetmek :Haz, hoşlanmak

Hikke: Çapa

Hindı:Şimdi, az önce

Him:Temel

Hoylama:Ekin biçerken söylenen türkü

Hulx:Moral, ruh hali

İ

Irfan:Gömlek

İsırıx: Sıcaktan oluşan kabarcık. İsilik

İsot:Biber

İzar:Bir cins saten kumaş

K

Kabala: Götürü

Kâna:Güya

Kantara:Binaların kemerli kısımları

Kapara:Kapı aralığı

Karamet:Başarma yada becerme anlamında

Karameci:İftiracı

Kârgah:İşyeri

Kârxut: Bozuk, arızalı

Kâr:Sağır

Kaskuç: Kazıcı, küçük bel

Kaşlıayn:Kadınların eskiden kofu veya başlarına taktıkları mavi boncuklu süs takısı

Kavum:Kavim akraba, tanıdık

Kef:Orakla ekin biçerken ele takılan eldiven

Keflemek:Ağızda hafifçe çiğnemek

Kelep:Sarılı ip

Kepir:Kireç taşlı

Kepirkesme:Kısa yoldan gitme

Kereağacı:Yayığı ortasından tutan ağaç

Kerme:Tezek. Kabuk tutmuş kir

Kesmik:İri ve kalın saman

Kese yol:Kısa yol

Ketm:Nüfustan düşme

 

 

Kıfte:Köfte

Kın:Kısa

Kınefir:Karanfil

Kınebir:Yenilebilir bir cins ot

Kırtik:Ucunda koparmak

Kıskaç:Tutacak

Kıtte:Biraz

Kıvertmek:Bırakmak

Kıx etme:Öksürük,aksırık,Çocuklara söylenir.

Kip:Sımsıkı

Kofu:Kadınların başlarına taktıkları başlık

Kollik:Kuruağaç

Kole:Kulaksız, boynuzsuz

Koma:Küme, yığın

Kömeç: Ebegümeci bitkisi

Köynek:Uzun elbiselere verilen genel ad

Köstek kırmak:Yürüyen çocuklara yapılan bir eğlence

Köşker: Ayakkabı tamircisi.

Kötek:Dayak

Kula:Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele,

kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu

renkte olduğu at donu. Kısas’ta genellikle bu kelime eşek anlamında kullanılır. Örneğin: Kula eşek gibi.

Kulunç:Sırt veya bel

Kurşax:Kuşak, kemer

Külleh:Külah

Külfet:Ev halkı yada zahmetli. Kısas’ta ev halkı anlamında kullanılır.

L

Labıt:Büyük hayvanları sürmek için yapılan

sopaların ucuna takılan demir

Lalik:Dilsiz

Lec:Kandırmak

Lenger:Büyük legen

Loda:Buğday ve saman yığınının toprakla örtülmesi

Loppo: Şişman iri.

Lök:İri erkek deve

Lülik:Sürahi yada sıvı kapların uç kısmı

M

Mabal:Vebal

Maç:Öpmek

Mahna:Bahane

Mağ:Tek oda

Mahmudiye:Bir çeşit altın

Malağma:Samanlık

Maraz:Dert sıkıntı

Marhama:Mendil

Maşara:Sebze ekilen bostanın bölümleri

Maya:Güzel anlamında

Melevi:Yatakların beyaz astarı

Merat:Ölen kişiden kalan eşya

Merik:Sulak yer

Meses:Büyük hayvan sürmeye yarayan sopa

Mığal:Ürün

Mıtil:Döşek

Mızevır:Fesat

Muvalı:Türkmen boyu

Muhmar:Süt konulan tahtadan kap

Musla:Karasabanın bir bölümü

N

Naçar:Çaresiz

Naxır:Büyükbaş hayvan sürüsü

Nehf:Fayda,yarar

Neçek:Başa sarılan baş örtüsü

Neşe:Nasıl

Ne tevir:Ne iş

Nışın:Niçin,neden

Nırğ:Belirlenen fiyat

Nikil:Gaga

Nucoldu: Ne veya nicoldu

Ö

Öfelemek: El ile masaj yapmak.

Öksemek:Özlemek

Ökke:İçine yağ konulan koyun veya keçi derisi

Ökre boğulma:Ağlamaklı olmak, boğazına hıçkırık dolmak.

Ölbe:Tahtadan yapılmış küçük tencere

Örrük:Kalçakemiği yada kuyruk sokumu üstü

P

Pak:Temiz

Palax:Bir cins ince ve kısa boylu ot

Parpara:Delikli pul

Payalanmak:Övünmek

Pecmirde:Basitçe

Peşkır:Havlu

Paya:Büyüklenme

Payam:Badem

Peyik:Haberci

Pin:Kümes

Pinti:Kirli

Postal: Ayakkabı

Pöç:Kuyruk

Puşi:Başa sarılan örtü

Puç:Aşırı yorgun ve halsiz hali

Puş:İnce ot

R

Reşme:Gümüş işlemeli takı

Rewa:Uygun görme

Rewac:Geçerli, begenilir,tutulur

Rewan:Yola koyulmak

Ricû:Dönüşüm

Rik:Birine takılmak

Riyakar:ikiyüzlü

Rüt:Parasız kalmış

S

Sakko:Ceket

Sapkana: Hiçbir zaman, şimdiye kadar

Sapkallı:Suçlu, suçunu gizlemesini bilen sabıkalı

Salık:Gönderme

Saltabaş:Başıboş, sorumsuz

Sam ipi:Öküzlerin boyunduruğuna bağlanan ip

Savağ:El değirmeninin tutağı

Saya:Uzun entari

Sekleme: Sanki

Sıhma:Gömlek

Sımarlıç:Sipariş

Simik:Kemik

Sırsır:Ağustos böceği

Sırga:Büyük heybe

Sıtar:Koruma

Sıvık:Damın üst köşeleri

Suxra: Angarya

Suvarmax:Sulamak

Ş

Şelte:Büyükbaş hayvanlara yüklenen büyük sap yığını

Şeşberek:Mercimek ve hamurdan yapılan bir yemek

Şirye:Hasat zamanı hediye olarak dağıtılan ürün

Şabaş:Düğünde yapılan para yardımı

Şekkal:Bir çeşit ayakkabı

Şer:Bela

Şermuta:Belalı ve edepsiz anlamında kadınlara söylenen kötü söz.

Şıkar mı: Çokmu önemli yada gereklimi anlamında bir sorgulama sözü.

Şıtıl:Bostanda yada bahçede dikilmek için yetiştirilen bitki.

Q

Qafıl:Gafil

Qafılkada:Erkekleri baştançıkaran yada kandıran kadınlara söylenen bir söz

Qail:Razı olma

Qaqırcık:Boğaz

Qelp:Sahte yada sahtekar

Qenne:Cam

Qeri:Yaşlı kadın

Qerıp: Yabancı

Qernakuç:Kırlangıç

Qerbıgit:Fakir

Qeslik:Boş ekilmemiş tarla

Qeşmerlik:Alaya almak

Qeyim:Sağlam

Qeziye:Çeyrek altın

Qıbrax:Pezevenk anlamında bir küfür

Qılafet:Tip, boybos

Quncik:Köşe

Qutik:Kısa

Quşxane:Tencere

T

Tağde:Zarar ve eziyet

Takka:Pencere

Tarumar:Darmadağın

Tay:Aynı, eşit.

Tayfa:Grup

Teberik:Kıymetli ve kutsal

Teccen:İçine tereyağı konulan koyun derisinden yapılı torba

Tedarik:Sağlama, temin etme

Telisi:Sonu, arta kalanı

Teh: Üzüm kurusu

Temaşa:Seyretmek

Tevın:Elde dokunan kilim

Tike:Kırmızı etin kesme şeker gibi kesilmesi

Tırşik:Domatesten yapılan basit bir yemek

Tolaz:Rüzgarın kaldırdığı ufak tozların esintisi

Tottik:Akıl

Tüken: Dükkan

U-Ü

Urva : Un

Ülbe:Tahtadan yapılan büyük tencere gibi kap

Üsküre: Büyük tas

Ütüzlemek:Takip etmek, birini izlemek.

V

Vala:İnce tülbent

Vaybaş:İşini takip etmeyen, başıboş

Y

Yalavuz:Yanlız

Yamşax:İpek işlemeli başörtüsü

Yanfırı: Eğri, çarpık

Yansılamak:Taklit etmek

Yapma:İri tezek

Yarımlık:Yaklaşık 11,5 kg gelen ve tahtadan yapılı bir tahıl ölçeği

Yavan:Boş,yanlız, tekbaşına

Yellehçi:Yağcı, birine yalakalık eden

Yengi: Yeni

Yır:Türkü

Yırlama:Türkü söyleme

Z

Zağ:Dolduruşa getirme.Bir cins karga

Zağal:Tembel

Zağallık:Hile yapmak

Zahar:Belkide, galiba

Zaval:Zorluk,eziyet zülum

Zet yağı: Zeytinyağı

Zehf:Fayda

Zehmet:Zahmet

Zaxım:Etkili

Zıfır: Eli yağlı olmak yada yağdan kirlenmek

Zıbıl:Tezek yapmaya hazırlanmış hayvan pisliği

Zımzırıh:Yumruk

Zobu:Kabadayı

Zubun:Yanları yırtmaçlı uzun elbise

Zuvax: Sokak

X (Kalın h harfi)

Xam:Ham olgunlaşmamış

Xalat:Gelinin, dayı, kardeş yada amcasına verilen düğün hediyesi

Xapan kalmak: Çok acıkmak yada  yada aç bırakılmak 

Xarar:Keçi kılından yapılan çuval

Xas: Marul

Xatra:Sıra, defa

Xençer:Hançer

Xerdel:Turp otuna benzer özellikle Urfa’da köftede yenilen bir yeşillik

Xêrat:Ölünün hayrına verilen yemek

Xêrbeti:Aç gözlü veya garip bir şekilde

Xêt:Kalın ip

Xêti alınmak:Çok korkmak

Xêtim koptu: Ödüm koptu

Xırıf: Bunamış yaşlı

Xırrik: Yaramaz ve kudurgan çocuklara verilen bir sıfat

Xıra: Kısa ve bücür olan

Xışırık:Sıcaktan yada terleyende meydana gelen kabarcık

Xışır:Altın ve gümüş gibi ziynet eşyası

Xışm:Öfke

Xıttı: Bostanlarda yetiştirilen rengi beyaza çalan bir cins hıyar. Turşuda veya taze olarak yenilir.

Xinzir: Domuz

Xornup:Bahar aylarında yetişen, ve yuvarlak üzüm taneleri gibi meyvesi olan kısa boylu bir bitki

Xoşnud:Hoş olma

Xurç:Tek yada iki gözlü büyük cep

                                                                                                                                           

 


Kısas ve Akpınar'lıların sitesidir  |  E-Mail: kirnis45@hotmail.com